CHP’den bütçeye şerh: Londra tefecilerine 1 milyar 254 milyon, sosyal yardımlara 497 milyar TL

ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 2024 bütçe kanun teklifine ilişkin karşı görüşlerini içeren muhalefet şerhini hazırladı.

FAİZ GİDERLERİ YÜZDE 94.1 ARTTI

“Bütçenin en önemli özelliği devleti yönetenlerin kimi temsil ettiğini kime hizmet ettiğini yani iktidarın sınıfsal niteliğini ortaya koymasıdır. Devletin hangi sosyal sınıfa dayandığının en bariz göstergesi bütçedeki ekonomik dağılımdır” ifadesi kullanılan şerhte, 2024 bütçesinde faiz giderlerinin 2023 yılına göre yüzde 94.1, vergi gelirlerinin de 2023 yılına göre yüzde 73.5 artış gösterdiği belirtildi.

Bütçe açığının da 2023 yılına göre yüzde 62.5 artığı kaydedildi.

‘VERGİ GELİRLERİNİN FAİZ GİDERLERİNİ FİNANSE ETME ORANI ARTMAKTADIR’

Bütçe açığının gayri safi milli hasılaya oranının yüzde 6,4 olacağının öngörüldüğü şerhte, bunun vergi gelirlerinin faiz giderlerini finanse etme oranının arttığı anlamına geldiği ifade edildi.

Şerhte 2024 yılında toplanması düşünülen vergilerin yaklaşık dörtte üçünün maaşlı ücretli çalışan işçi ve memur kesiminden alınacağı da belirtildi.

‘DELİK DEŞİK EDİLMİŞ BİR VERGİ SİSTEMİNİN SÜRDÜRÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL’

Vergi ayrıcalıklarının boyutunu görmeden bütçenin ve vergi sisteminin bütününü kavramanın mümkün olmadığı belirtilen şerhte, “İstisna ve muafiyetlerle delik deşik edilmiş bir vergi sisteminin sürdürülmesi artık mümkün değildir ve bu durumun acilen değiştirilmesi gerekir” denildi.

‘LONDRA TEFECİLERİNE 1 MİLYAR 254 MİLYON, SOSYAL YARDIMLARA 497 MİLYAR TL’

Şerhin sosyal yardımlar kısmında “İktidar 2024 yılında bütçede faiz harcamaları için yaklaşık sayıları sınırlı rantiye sınıfına ve Londra tefecilerine 1 milyar 254 milyon TL ödenek ayırırken, Kur Korumalı Mevduat için yapılacak ödemeleri temmuz ayından itibaren Merkez Bankasını görevlendirmek suretiyle gizlerken, bütçeden 85 milyonluk kitle için 2024 yılında yapılacak sosyal harcama tutarı 497 Milyar TL tutarında bulunmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Şerhte, bütçenin faiz ödemelerine ayrılan kısmının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesinin yaklaşık 4 katı olduğu belirtildi.

‘KUMANDALI EKONOMİ YÖNETİMİ’

Kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının eleştirildiği şerhte “Kumandalı Ekonomi Yönetimi” başlıklı bölümde, “Ulusal parayı yabancı paralara endekslemek ulusal paraya duyulan güveni temelinden sarsma anlamına gelmektedir” ifadesine yer verildi.

Şerhte kur korumalı mevduatın yönetimi ve tüm yükünün Merkez Bankası’na aktarıldığı kaydedilirken şu değerlendirmeler yapıldı:

“KKM için doğan kur koruması ödemeleri (ki bunlar adına faiz denmese de faiz farkıdır) normal olarak Hazine tarafından bütçeye gider yazılarak ödenecek, bu ödemeler bütçe açığını artıracaktı. Şimdi yapılan yeni bir düzenlemeyle bu ödemelerin Hazine tarafından değil tümünün Merkez Bankası tarafından yapılması karara bağlanmış bulunmaktadır. Bu durumda bu ödemeler bütçeye gider yazılamayacağı için bütçe açığı artmayacak ve böylece bütçenin görüntüsü kurtarılmış olacaktır. Buna karşılık bu ödemeler Merkez Bankası’na devredildiği için Merkez Bankası bu ödemeleri para basarak yapacaktır.”

‘EKONOMİ DOLARKOLİK HALE GELDİ’

Şerhin “Borçlanma” başlıklı bölümünde “Türkiye, bu iktidar tarafından özellikle 2007’den sonra uygulanan ekonomiyi sıcak parayla şişirme stratejisiyle dolarkolik hale gelmiştir. Ekonomi, dış borca batırılmış, bu da vatandaşa ‘büyüme’ olarak sunulmuştur” denilirken, Ocak ayında 4 trilyon 33 milyar TL olan olan borç stokunun, 10 ayda 2 trilyon 276 milyar TL arttığı ifade edildi.

‘2024 BÜTÇESİ CUMHURİYETİN 101’İNCİ YILINA LAYIK DEĞİL’

2024 yılı bütçesinin Cumhuriyet’in 101’inci yılına layık bir bütçe olmadığı belirtilen şerhte, 2023 yılı itibariyle Türkiye’nin yüzde 59.17’lik işgücüne katılım oranıyla OECD ülkeleri arasında en düşük seviyede olduğuna dikkat çekildi.

AK Parti’nin Aralık 2002’de yüzde 29,7’lik bir enflasyon devraldığı hatırlatılan şerhte, “TÜİK’in manipüle edilen resmi rakamlarıyla dahi Kasım 2023 sonu itibarıyla 32 puanlık artışla 61.98’e yükseltmiştir” denildi.

‘TÜRKİYE, ASGARİ ÜCRETLİLER ÜLKESİ HALİNE DÖNÜŞMEKTEDİR’

Asgari ücrete de değinilen şerhte şu ifadeler kullanıldı:

“Asgari ücretteki artış oranının diğer emek gelirlerine yansımaması, düşük toplu iş sözleşmesi kapsamı ve sendikalaşma oranları, asgari ücreti ortalama ücret haline getirmektedir. Türkiye’de diğer emek gelirleri artışının sınırlı kalması sonucunda asgari ücret ile diğer ücretler arasındaki makas kapanmakta, asgari ücret civarı ücretle çalışanların oranı artmaktadır. Giderek artan bir biçimde daha çok emekçi asgari ücrete yakın ücretlerle çalışır hale gelmekte. Türkiye hızla asgari ücretliler ülkesine dönüşmektedir.”

‘AYM VE YARGITAY ARASINDA YAŞANAN DEVLET KRİZİDİR’

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasındaki krize de değinilen şerhte, “Toplumun hak kullanımı suç olarak algılanmakta, anayasal düzeni bozmaya karşı bir darbe girişimi ise basit bir hukuki tartışma gibi gösterilmek istenmektedir. Bu siyasi kriz ile devletin temel organlarının işlevsiz hale getirilmesi amaçlanırken bir yandan da toplumsal muhalefetin caydırıcı cezalarla güç kaybetmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle söz konusu kriz, kişi ve söylemlerin ötesinde bir devlet krizi haline gelmiştir” denildi.

‘AKP DÖNEMİNDE SUÇ ÖRGÜTLERİ İLE YETERİ ÖLÇÜDE MÜCADELE EDİLEMEDİĞİ TEYİT EDİLİYOR’

Şerhin “Suç Örgütleri” başlıklı bölümünde, “Bugünlerde hemen hemen her gün güvenlik güçlerinin çetelere, mafya gruplarına, uyuşturucu baronlarına, göçmen kaçakçılarına ve kara para aklama gruplarına yaptıkları operasyonlar hakkında kamuoyunda açıklamaların yapılması, 21 yıldır iktidarda bulunan AKP döneminde suç örgütleri ile yeteri ölçüde mücadele edilemediği teyit etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Kırmızı bültenle aranan bazı suç örgütü liderlerinin Türkiye’de vatandaşlık aldığına dikkat çekilirken “Suç şebekelerinin çökertilmesi ve suçtan kaynaklanan mal varlıklarına el koyma süreçlerindeki mekanizmanın yeterli düzeyde işlemediği, kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanıyla ilgili yapılması gerekenlerin doğru şekilde yapılmadığı yaşanan olaylarla ispatlanmıştır” eleştirisinde bulunuldu.

‘SEÇİMLE GELENİN SEÇİMLE GİDECEĞİ BİR DÜZEN KURMAK ZORUNDAYIZ’

Şerhin yerel yönetimler başlığında belediyelere kayyım atanması ve başkanların görevden alınmasına değinilen şu ifadelere yer verildi:

“Seçimle gelenin seçimle gitmesini güvence altına alacak, yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son verileceği, seçilmiş yöneticilerin görevlerine bir yargı kararı olmadıkça son verilememesini güvence altına alınacağı” bir düzeni kurmak zorundayız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir